Serkan Ocak

Loading

Travel Blog

Chistmas’a geldik biz...

Chistmas’a geldik biz...

Her yıl niyetleniyoruz ama olmuyor, geç kalıyoruz, uçak biletleri pahalı geliyor, kalacak yer bulamıyoruz... Bu sefer yaptık. Hem ucuza uçak bileti bulduk. Hem de Avrupa’da en güzel noel pazarlarının olduğu üç farklı yeri gezdik… Alsace’daki Colmar, Strazburg ve halen bir ortaçağ kasabası olarak kalmış Kaysersberg…

Serkan Ocak / serkan.ocak@hurriyet.com.tr

Sanırım birkaç hafta üzerinde plan yaptık. Önce “Gidelim ama nereye?” sorusuna yanıt bulmaya çalıştık. Sonra kararımızı verdikten sonra uçak biletlerine baktık. Ancak yanlış yaptığımızı anladık. Önce konaklama sorununu halletmek gerekiyormuş. Meğer ‘airbnb’lerde bile yer kalmamış, otelleri hiç söylemiyorum... Sonunda eşim Özlem’le birlikte İsviçre Basel’e gidip, oradan Alsace bölgesindeki Strazburg ve Colmar’ı gezmeye karar verdik. Ancak 6.5 yaşındaki kızımız Mira’yı bu kez almadık yanımıza. (Umarım büyüyünce bu yazıyı okumaz çünkü ona ‘iş için gidiyoruz’ dedik).

Yer sorunu aslında yine çözemedik, biraz geç kaldığımız için sadece çok pahalı otellerde yer kalmıştı... (Bu yazıdan sonra gitmeye karar verirseniz, dikkate almanız gereken en önemli husus...) Biz, üç günlük ‘christmas’ seyahatimizde arkadaşımız Pelin Bastide’de kaldık.

Basel dünyanın ilginç havalimanlarından biri. THY, birkaç yıl önce Strazburg uçuşlarını kaldırdığı için artık önce Basel’e uçmak gerekiyor. Burası üç ülkenin tam ortasında. Pasaport kontrolünün hemen ardından hangi ülkeye gidecekseniz o ülkenin kapısından geçmeniz gerekiyor. İsviçre için farklı, Fransa ve Almanya için farklı bir çıkıştan çıkmanız şart. 
Pasaport kontrolüne gelenlerin neredeyse tamamına polis aynı soru sordu: “Ne için geldiniz?” Cevaplar da hep aynıydı: “Chrismas’a geldik biz...”

Basel’den sonra en kolay ulaşım tren. 1.5 saat sonra Srazburg’daydık... Burası Alsace bölgesinin başkenti. Bir istatistiğe göre de Paris’ten sonra Türkiye’den ziyaretçilerin en çok gittiği ikinci Fransa kenti. Aslında adını hep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu ile yıllardır duyuyoruz. Bir nevi Avrupa’nın da başkenti sayılır (Brüssel’den sonra). Ancak Strazburg’da bundan çok daha fazlası var...

Avrupa’nın en yüksek katedrali

Bir kere Strazburg Katedrali (Strazburg Our Lady Katedrali) bugüne kadar sanırım gördüğüm katedrallerin içinde en ihtişamlı olanı. Önceki yıl 1000. yaşını kutlayan katedralin yüksekliği Avrupa’da da birinci sırada. Kulesi tam 140 metre. Üzerindeki heykeller göz alıcı. Astronomik saatinin ya da melekler sütununun hepsinin birbirinden uzun hikâyeleri var. Örneğin bir efsaneye göre, astronomik saatinin mucidi ve mimar saatin karmaşık mekanizmasını açıklamamak için gözlerini yitirmiş...

En güzel pazarlar...

Strazburg’da neredeyse her meydanda noel pazarları kurulmuş durumda. Hepsi birbirinden güzel. Ancak en eski olanı katedralin önünde kurulanı. Burada yaklaşık 300 kulübe var. Noel çöreklerinden, ağaç süslerine, ahşap işlerinden sıcak şaraba kadar bu kulübelerde her şeyi bulmanız mümkün. İlk kez 1570’lerde kurulan buradaki noel pazarı yıllar geçtikçe kentin diğer meydanlarına yayılmış. Gitmeniz gereken yerlerden biri de Kleber Meydanı. Çünkü buradaki 30 metrelik doğal çam ağaçı kentin simgelerinden. Yine bu ağacın ünvanı da Avrupa’daki en yüksek doğal süslenmiş noel ağacı olması..

Hafta sonları çok kalabalık

Katedralin önünde turizm ofisi var. Buraya mutlaka uğrayın. Çünkü noel kapsamında onlarca etkinlik yapılıyor. Üstelik bazıları ücretsiz. Ziyaret edilmesi gereken pek çok müze var. Bunlar hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Tabi ışıl ışıl sokakları gezmekten, bir tezgâhtan ötekine uğrayıp süs eşyaları almaktan fırsatınız kalırsa... Önemli bir tavsiye! Gezinizi hafta sonuna getirmemeye çalışın. Avrupa sanki bu kente akıyor. Cumartesi akşamı bazı sokaklarda adım atamıyorsunuz. Hatta birine giremedik bile... En süslü olan ‘rue des Chaudron’a... Göremediğimiz sokakları görmek için hafta içi bir akşam tekrar Strazburg’a gitmek zorunda kaldık. Benden söylemesi... 
Sokakları gezerken mutlaka kafanızı kaldırıp yukarılara da bakın. Süslemeleri yaparken öyle küçük detayları düşünmüşler ki şaşıracaksınız. Yerel bir rehberiniz varsa size bir önceki yılla arasındaki farkı da söyleyecektir.

Yemek için erken davranın

Akşam ‘güzel bir restoranda yemek yiyelim’ diyorsanız birkaç gün öncesinden restoranınızı seçip rezervasyon yaptırın. Çünkü çoğu restoran dolu. Zaten 19.00’dan önce de restoranların kapıları kilitli... Açtıklarında da yer olmuyor. ‘Nasılsa bir yer buluruz!’ demeyin. Aç kalırsınız. Tecrübeyle sabit! Strazburg’da Ren Nehri turları çok önemli. Mutlaka bu deneyimi yaşayın. Ancak bu dönemde turlar da doluyor. Önceden biletinizi alın. La Petite France’ı (Küçük Fransa) da gezmeyi unutmayın...

Masal şehri Colmar

Son yıllarda buranın adını çok duyuyoruz. Seyahat acentaları da Colmar’a turlar düzenliyor. Ancak bence haksız değiller. Burası bir masal diyarı gibi. Ortaçağ’dan kalma evleri, süslü sokakları... İnanılmaz. O kadar çok alışveriş tezgâhı var ki, insanını kendini kaybetmemesi elde değil. Bence yapacağınız iki-üç günlük seyahatinizde alışveriş kısmının büyük sölümü buraya bırakın. Hem fiyatlar biraz daha uygun. Ancak kulübeler genel anlamda pahalı... Aynı ürünleri bazen mağazalarda, süper marketlerde daha ucuza bulabilirsiniz. Alışveriş yaparken acele etmeyin. Ne alacağına karar verin. Birkaç yere bakıp öyle alın. Sonuçta ‘cristmas’ seyahatenini bir amacı da Türkiye’de bulamayacağınız süs eşyaları almak, hediye etmek...

Colmar’ın merkezi Kathedral Meydanı. Şehri gezmeye buradan başlayabilirsiniz. Müzeler hemen bu meydanın etrafında. Strazburg’daki ‘Küçük Fransa’ gibi, Colmar’da da La Petite Venise (Küçük Venedik) var. Bana sorarsanız pek bir ilgisi yok, buranın güzelliği kendine has...

Ortaçağ köyü Karyserberg

Eğer birkaç günlük gezinizden vakit bulursanız tam bir köy olan Kaysersberg’e gidebilirsiniz. Strazburg ve Colmar birer kent. Yani şehrin belli kısımları turistik ve eski. Ancak bu köydeki evlerin neredeyse tamamı Ortaçağ’da nasılsa aynen öyle kalmış. İçindeki insanlar değişmiş sadece... Çok büyük bir yer değil. Ancak her evin önünde durup fotoğraf çektirmek isteyebilirsiniz. 
Alsace’da üç güne ancak üç farklı yer sığdırabildik. ‘Yetti mi?’ Tabi ki hayır!.. Artık önümüzdeki noellere bakacağız...

Mil kullanma telaşı...

Yıllardır yeni yıla girmeden ‘silinecek’ milleri kullanmaya çalışırım. Ancak artık anladım ki ‘mil’ler silinse de silinmese de bir faydası yok. Basel için statü millerle bilet almaya çalıştım. Ödenecek vergilerin toplamı yeni bilet almaktan daha pahalıya geliyordu. Gerçek! Bu yüzden mil’leri kullanmadan yeni bilet aldım. En ucuz bilet tek yön kişi başı yaklaşık 200 idi ancak uygun saatler olsun diye 275 TL’ye uçak bileti satın aldım. ‘Avrupa’da Christmas’ için hiç fena sayılmaz...

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/chistmasa-geldik-biz-40678863

Paylaş

YORUMLAR